Göztepe Mah. Çakıl Sok. Ebru Apt. No:3/1 Kadıköy İstanbul
Bazı turlar vardır, bittiğinde “çok güzeldi” dersin.
Bazıları vardır, bittiğinde bir süre kendine gelemezsin.
İşte Alfa Romeo Giulietta & Giulia Spider ile yaptığımız bu Toskana yolculuğu, kesinlikle ikinci kategoride.
Bologna Havalimanı’nda karşılandığımız an olayın sıradan bir gezi olmayacağı belliydi. Özel transferle beş yıldızlı Hotel Borgo Scopeto’ya doğru ilerlerken, Toskana manzaraları daha ilk dakikadan “doğru yerdesiniz” mesajını veriyordu.
Check-in sonrası otelin terasında buluşup hoş geldiniz içkilerimizi aldık. Hafif bir öğle yemeği eşliğinde Alfa Romeo’nun büyüleyici tarihini dinlerken, klasik otomobillerle ilk göz göze gelme anı yaşandı. Spoiler: Aşk ilk bakışta oldu.
Öğleden sonra direksiyon başına geçip ilk sürüşümüz için Badia Coltibuono’ya doğru yola çıktık. Chianti bağlarının arasından süzülürken, şarap tadımının sadece kadehte değil, manzarada da yapıldığını öğrendik.
Akşam ise otelin restoranı La Tinaia’da… Uzun sofralar, iyi şaraplar ve “yarın daha da güzeli var” hissiyle günü noktaladık.
Kahvaltıdan sonra yol rehberi ve araç brifingi… Herkes ciddi ama bir o kadar da heyecanlı. Çünkü rotada Toskana’nın güneyi ve Pienza var.
Yola çıkar çıkmaz anladık: Bu arabalar sadece gitmek için değil, gitmeyi sevdirmek için üretilmiş.
Pienza’da Rönesans dokusunun içinde kısa bir yürüyüş yaptık, ardından Terrazza del Chiostro’da manzaraya karşı öğle yemeği. Crete Senesi’den geçen yol ise resmen Avrupa’nın “en güzel sürüş yolu” unvanını boşuna almamış. Direksiyon başında kimse konuşmuyor; çünkü yol konuşuyor.
Öğleden sonra otele dönüş. Akşam yemeği öncesi Siena’nın yaya bölgesinde dolaştık. Taş sokaklar, gün batımı ve klasik otomobiller… Mugolone Restaurant’ta yediğimiz akşam yemeğiyle gün, kalbimize park etti.
Sabah arabalarımızı alıp Volterra’ya doğru manzaralı yollara çıktık. Bu yolculukta zaman biraz yavaşlıyor. Volterra’da rehberli tur, kentin tarihini ve sert ama zarif karakterini ortaya koydu. Ardından serbest zaman ve öğle yemeği… Kendi kendine “burada yaşanır mı?” sorusu sorulmaya başlandı.
Dönüşte Colline Metallifere üzerinden geçip Monteriggioni’nin siluetine selam verdik. Akşam ise bağlara bakan Il Convinto di Curina’da… Güneş batıyor, şarap akıyor, kimse acele etmiyor. Hayat tam olarak bu.
Check-out sonrası klasik otomobillerin dağıtımı yapıldı. Son sürüş için Siena’ya doğru yola çıktık. Yol kısa ama anlamlıydı. Siena’da rehberli tur, Palio ve Mille Miglia hikâyeleriyle işi daha da duygusal bir noktaya taşıdı.
Öğle yemeğinin ardından Monteriggioni’de son kez manzaraya baktık ve arabalarla vedalaştık. Kabul edelim, biraz sessizleşildi.
Bologna Havalimanı’na transfer öncesi yapılan veda partisi ise tam bir “biz bunu yaşadık” anıydı. Sarılmalar, gülüşler ve “seneye yine mi?” cümleleri…
Bu tur;
Sadece bir rota değil
Sadece bir otomobil turu değil
Sadece bir tatil hiç değil
Bu tur, yolun, otomobilin ve hayatın aynı hizaya geldiği nadir anlardan biri.
Ve evet…
Direksiyonu bıraktık ama his hâlâ bizimle.